Haklar ve Yasal Düzenlemeler

Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları (CİSÜ) Platformu çalışmalarının kapsam ve dayanağını cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakları alanında taraf olunan uluslararası sözleşmeler oluşturmaktadır. Türkiye’nin de imzaladığı Eylem Planının oluşturulduğu 1994 yılı BM Uluslararası Nüfus Konferansı’nda, bireylerin üreme hakları ve üreme sağlığı önceliklendirilmiş ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına özel olarak vurgu yapılmıştır. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hakları pek çok temel insan hakları metninde koruma altına alınmıştır. Bu çerçevede, özellikle kadınların üreme hakları ve cinsel hakları açısından büyük önem taşıyan BM Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) 2. Maddesi uyarınca; “Taraf Devletler, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığı kınar, tüm uygun yollardan yararlanarak ve gecikmeksizin kadınlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırıcı bir politika izlemeyi kabul eder”. 


CEDAW’ın tanımladığı şekliyle “kadınlara karşı ayrımcılık deyimi, kadınların medeni durumlarına bakılmaksızın ve kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak politik, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni ve diğer alanlardaki insan haklarının ve temel özgürlüklerinin tanınmasını, kullanılmasını ve bunlardan yararlanılmasını engelleyen veya ortadan kaldıran veya bunu amaçlayan ve cinsiyete bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım, dışlama veya sınırlama” anlamına gelmektedir.  


Sözleşmenin 12’nci maddesi doğrudan kadınların sağlık hizmetlerine erişimde yaşadıkları ayrımcılığın ortadan kaldırılmasıyla ilgilidir. Bu maddeye göre; Taraf Devletler, aile plânlaması dâhil sağlık bakım hizmetlerinden kadın ve erkeğin eşit olarak yararlanması için, sağlık bakımında kadınlara karşı ayrımı ortadan kaldıran bütün önlemleri almak ve kadına gebelik, lohusalık ve doğum sonrası dönemde gerekli hizmetleri sağlamak ve gebelik ve emzirme sırasında yeterli beslenme ile birlikte, gerektiğinde ücretsiz hizmet vermekle yükümlüdürler.


Sözleşme’nin 16’ncı maddesi ise, kadınların çocuk sayısına ve doğurma aralığına özgürce ve bilinçli bir şekilde karar verme konusunda erkeklerle eşit haklara sahip olduğunu ve bu hakların kullanılabilmesi için gerekli bilgiye, eğitime ve araçlara sahip olma haklarını içermektedir. Aynı maddeye göre “çocuğun erken yaşta nişanlanması veya evlenmesi hiçbir şekilde yasal sayılmayacak ve evlenme asgari yaşının belirlenmesi ve evlenmelerin resmi sicile kaydının mecburi olması için, yaşama dahil gerekli tüm önlemler alınacaktır”. 


1994 yılı BM Uluslararası Nüfus Konferansı’nda kadınların yanı sıra engelliler, mülteciler ve HIV/AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar ve ilgili grupların hakları konusu da gündeme alınmıştır. Bu kapsamda devletlerin bireylerin gizliliğini garanti altına alarak, üreme sağlığı ve cinsel sağlık programlarında HIV/AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar konularına yer vermesi ve ilgili gruplara ihtiyaç duydukları desteği sunması planlanmış ve kabul edilmiştir.


6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında cinsel sağlık ve üreme sağlığına ilişkin özel bir madde bulunmamaktadır. Ancak bu kanuna dayanarak hazırlanan Geçici Koruma Yönetmeliği Madde 27(1) f bendinde “Üreme sağlığı ile ilgili olarak yetkili personel tarafından bilgilendirme yapılır ve destek faaliyetleri yürütülür” ibaresi bulunmaktadır. Bu ibareden de anlaşılacağı üzere geçici koruma altında bulunan kişilere üreme sağlığına ilişkin bilgi, danışmanlık ve destek hizmetleri sunulması gerekmektedir.


Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 12(1). Maddesi “Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler, herkesin ulaşılabilecek en yüksek fiziksel ve zihinsel sağlık standardına sahip olma hakkını kabul ederler.” İbaresini içermektedir. Türkiye’nin de taraf olduğu birçok uluslararası sözleşmede LGBTİ+ bireyleri kapsayan özel maddeler bulunmasa dahi Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi, Genel Yorum No. 14 ve No. 20’de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin “Diğer Durumlar” kapsamında olduğunu ve taraf devletlerin sağlık hizmetlerine erişimde cinsel yönelim temelinde ayrımcılığın yasaklandığını belirtmiştir.


Benzer şekilde, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin 23. Maddesine göre engellilerin çocuklarının sayısına ve yaş aralığına özgürce ve bilinçli bir şekilde karar verme hakkını tanıması ve yaşlarına uygun bilgiye, üreme ve aile planlaması eğitimine erişim hakkını tanıması ve bu haklarını kullanmaları için gereken araçların oluşturması gerekmektedir. Sözleşmenin 24. Maddesi taraf devletlerin parasız veya karşılanabilir bir maliyetle sağladıkları sağlık bakımı ve programlarının, engellilere diğer bireylerle aynı kapsam, kalite ve standartta sağlanmasını ve bu hizmetlerin cinsel ve üreme sağlığı ile halk sağlığı programlarını da içermesini gerekli kılar.


Uluslararası insan hakları sözleşmelerinin yanı sıra, cinsel sağlık hakları bölgesel insan hakları sözleşmelerince de koruma altındadır. Avrupa Konseyi çerçevesinde imzaya açılmış 3.12.2003 tarihinde Türkiye tarafından kabul edilmiş Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi, taraf devletleri sağlık hizmetlerinden adil şekilde yararlanılması için uygun önlemleri almakla yükümlü kılmaktadır.